Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) futbol müsabakalarının izinsiz yayınlandığı internet sitelerine erişim engelleme yetkisi tanıyan düzenlemeyi iptal etti. Karar, 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
TFF’nin erişim engelleme yetkisi Anayasa’ya aykırı bulundu
Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, CHP’li milletvekillerinin başvurusu üzerine AYM, 7346 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’a eklenen “Yayın haklarının korunması” başlıklı ek 1. maddeyi inceledi.
Söz konusu madde, TFF’ye izinsiz maç yayınlarını paylaşan internet sitelerine erişimi engelleme yetkisi veriyordu. Ancak AYM, bu yetkinin yargı onayı olmadan uygulanabilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti.
Mahkeme: “İfade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir”
AYM kararında, futbol yayınlarının internet ortamında paylaşımına ilişkin düzenlemenin Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Kararda şu ifadeler yer aldı:
“Kural, Yönetim Kurulu ve idari birim tarafından verilecek erişimin engellenmesi kararının hâkim veya mahkeme onayına sunulmasına yönelik bir hüküm içermemektedir. Erişimin engellenmesi gibi ağır bir sınırlama aracının yargısal makamların onayına tabi olmaksızın kullanılması keyfi uygulamalara açık hale gelmektedir.”
Mahkeme, internetin düşünce ve bilgi paylaşımı açısından hayati bir mecra olduğunu hatırlatarak, idari kurumlara verilen bu tür yetkilerin yargısal denetime açık olması gerektiğini belirtti.
Karar 9 ay sonra yürürlüğe girecek
AYM, düzenlemenin iptaline karar verirken, uygulamada boşluk doğmaması için kararın 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetti. Bu süre zarfında, TBMM’nin konuya ilişkin yeni bir yasal çerçeve hazırlaması bekleniyor.
Ne anlama geliyor?
Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte TFF, artık doğrudan erişim engelleme kararı alamayacak. İzinsiz maç yayınlarına yönelik erişim engellemeleri, ancak yargı mercilerinin kararıyla uygulanabilecek.
Uzmanlar, bu kararın ifade özgürlüğü ve dijital haklar açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekiyor.

















