CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde düzenlediği basın toplantısında, cezaevlerindeki tutuklu öğrenciler ve belediye yöneticilerine yönelik uygulamaları sert sözlerle eleştirdi. Silivri Cezaevi’ni ziyaret ettiğini belirten Özel, mevcut durumu “zulüm” olarak nitelendirdi ve “Geçmişe sünger, geleceğe temiz sayfa yok” diyerek hesap sorulacağının altını çizdi.
“Bu Bayramı Bayram Gibi Yaşayamıyoruz”
Açıklamasına buruk bir bayram temennisiyle başlayan Özel, “Mutlu bir bayram dilemek isterdim ama bu bayramı bayram gibi yaşayamıyoruz” dedi. Cezaevlerinde adaletin yerini baskının aldığını savunan Özel, bu zulme sessiz kalanların bayramını da kutlamanın mümkün olmadığını ifade etti.
“Cezaevlerinde Öğrenciler Koğuş Koğuş Dağıtılmış”
Silivri Cezaevi’nde gerçekleştirdiği ziyarete değinen Özel, tutuklu öğrencilerin moralinin yüksek olduğunu ancak fiziki şartların endişe verici olduğunu belirtti. Koğuşlarda yer olmaması gerekçesiyle bazı öğrencilerin ikili ya da tekli odalara dağıtıldığını, hatta bazı öğrencilerin Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır suçlardan yargılanan tutuklularla aynı alanda kaldığını dile getirdi.
“Türkiye’nin Geleceği İçeride, Hizbullahçılar Dışarıda”
Özel, cezaevlerinde tutulan öğrencilerin Türkiye’nin geleceği olduğunu vurgularken, dışarıda serbest kalan Hizbullah bağlantılı isimlere tepki gösterdi:
“Hizbullahçıları değil, Türkiye’nin geleceğini serbest bırakması gerektiğini ifade ediyoruz.”
“Devleti Suç Örgütü Gibi Yönetenler Hesap Verecek”
Açıklamasının en çarpıcı bölümünde Özel, mevcut siyasi yönetimi sert ifadelerle hedef aldı:
“Geçmişe sünger, geleceğe temiz sayfa yok kardeşim. Yok. Devleti suç örgütü gibi yönetenlere, aparatlarına ve bu kirliliğe sessiz kalanlara hukuk devleti içinde sonuna kadar hesap sorulacak.”
Bu sözler, yargının siyasallaşması ve tutuklama süreçlerindeki keyfiyet tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Adalet Sistemine Güven Zedeleniyor mu?
Özgür Özel’in açıklamaları, muhalefetin uzun süredir dile getirdiği hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı eleştirilerini pekiştirirken, kamuoyunda adalet sistemine olan güvenin sorgulanmasına yol açıyor.
Peki sizce, Türkiye’de adalet mekanizması siyasi baskılardan arındırılmış şekilde işliyor mu?











