Mısır’ın İskenderiye kenti açıklarında gerçekleştirilen sualtı kazılarında, Antik Dünya’nın Yedi Harikası arasında yer alan İskenderiye Feneri’ni tasvir eden bronz bir mühür yüzük keşfedildi. Günümüzde Akdeniz’in suları altında bulunan Antirhodos Adası’ndaki saray kalıntılarından çıkarılan eser, ünlü fenerin görüntüsünü taşıyan bilinen ilk mühür yüzük olarak değerlendiriliyor.
Keşif, Avrupa Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü (IEASM) ile Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığının ortak yürüttüğü arkeolojik çalışmalar sırasında gerçekleştirildi.
Araştırmacılar, yüzüğün yalnızca İskenderiye Feneri’nin görünümüne ilişkin değil, antik kentin idari yapısına ve saray yönetimine ilişkin de önemli ipuçları sunabileceğini düşünüyor.
Bronz Yüzük Ptolemaios Hanedanlığı’nın Sarayında Bulundu
Arkeologlar, bronz mühür yüzüğü antik dönemde İskenderiye’nin yönetim merkezlerinden biri olan Antirhodos Sarayı’nın kalıntıları arasında ortaya çıkardı.
Antirhodos Adası, MÖ 304 ile MÖ 30 yılları arasında Mısır’da hüküm süren Ptolemaios Hanedanlığı döneminde önemli bir siyasi ve idari merkez olarak kullanılıyordu.
Büyük İskender’in generallerinden birinin soyundan gelen hanedanlık, İskenderiye’nin Akdeniz dünyasındaki önemli merkezlerden biri haline geldiği dönemde Mısır’ı yönetti.
Yüzüğün saray kalıntıları arasında bulunması, eserin dönemin yönetici sınıfı veya resmi görevlileriyle bağlantılı olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ancak yüzüğün kime ait olduğu henüz belirlenemedi.
İskenderiye Feneri’nin Yönetimiyle Bağlantılı Olabilir
Uzmanlar, yüzüğün yalnızca süs eşyası olarak değil, resmi belgelerin mühürlenmesinde kullanılan bir araç olarak da işlev görmüş olabileceğini değerlendiriyor.
Bronz yüzüğün üzerindeki oyma tasarımın kil veya balmumu gibi yumuşak malzemelere bastırılarak belgeler üzerinde mühür izi oluşturmak amacıyla kullanılmış olması mümkün.
Bu ihtimal, yüzüğün bulunduğu Antirhodos Sarayı’nın İskenderiye Feneri’nin yönetimiyle bağlantılı bazı idari görevler üstlenmiş olabileceği düşüncesini gündeme getiriyor.
Bununla birlikte araştırmacılar, saray ile fenerin yönetimi arasında doğrudan bir ilişki kurulabilmesi için daha fazla arkeolojik kanıta ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Yüzükteki Gravür Antik Sikkelerle Karşılaştırıldı
Keşfin en dikkat çekici özelliklerinden biri, yüzüğün üzerindeki aşınmış gravürde İskenderiye Feneri’ne ait olduğu düşünülen mimari ayrıntıların bulunması.
Londra Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü Emekli Profesörü Doris Behrens-Abouseif ve bağımsız uzmanlar, yüzükteki tasvirin İskenderiye Feneri’ni gösterdiği görüşünü destekliyor.
Gravürdeki çizimin, MS 2. yüzyıla tarihlenen ve Ptolemaios ile Roma dönemlerinin izlerini taşıyan sikkelerdeki fener tasvirleriyle benzerlik gösterdiği belirtiliyor.
Özellikle yapının tepe bölümünde görülen asimetrik ayrıntı, araştırmacıların üzerinde durduğu unsurlar arasında yer alıyor.
Uzmanlar, bu ayrıntının fenerin zirvesinde bulunduğu düşünülen bir heykelle bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor.
Muhtemelen Zeus’u temsil eden heykelin elindeki yağ lambasından yükselen dumanın, yüzüğün üzerindeki gravüre yansıtılmış olabileceği düşünülüyor. Ancak bu yorum henüz kesinlik kazanmış değil.
Antik Dünya’nın Yedi Harikası Arasında Yer Alıyordu
İskenderiye Feneri’nin inşasına MÖ 280 civarında, İskenderiye kıyılarındaki Pharos Adası’nda başlandı.
Yüksekliği 100 metreyi aşan yapı, yüzyıllar boyunca Akdeniz’de seyreden gemilere yol gösteren önemli bir denizcilik yapısı olarak kullanıldı.
Fener, işlevinin yanı sıra antik İskenderiye’nin mimari gücünü ve deniz ticaretindeki önemini simgeleyen yapılardan biri haline geldi.
Orta Çağ’da meydana gelen depremler ve kıyı aşınması süreçleri sonucunda yıkılan yapının kalıntıları zamanla denizin altında kaldı.
Bugün devam eden sualtı araştırmaları, fenerin mimarisini ve antik dönemdeki görünümünü daha ayrıntılı biçimde ortaya koymayı amaçlıyor.
Mühür Yüzük Bir Tüccara veya Üst Düzey Görevliye Ait Olabilir
Araştırmacılar, İskenderiye Feneri’nin antik dönemde kentin güçlü bir simgesi olması nedeniyle yüzüğün sahibinin kimliğini veya toplumsal konumunu belirtmek amacıyla da kullanılmış olabileceğini düşünüyor.
Bu kapsamda eserin İskenderiyeli bir tüccara ya da üst düzey bir bürokrata ait olabileceği değerlendiriliyor.
Ancak yüzüğün gerçek sahibine, kullanım amacına ve hangi dönemde üretildiğine ilişkin kesin sonuçlara henüz ulaşılmış değil.
İskenderiye Feneri Dijital Ortamda Yeniden Oluşturulacak
Bronz mühür yüzük keşfi, İskenderiye kıyılarında sürdürülen daha geniş kapsamlı sualtı arkeolojisi çalışmalarının bir parçasını oluşturuyor.
Bölgede son yıllarda deniz tabanından çıkarılan 22 devasa taş blok da kayıp fenerin mimari özelliklerini anlamak amacıyla inceleniyor.
Araştırmacılar, taş kalıntılarından elde edilen verileri tarihi tasvirlerle birleştirerek İskenderiye Feneri’nin dijital ortamda yeniden oluşturulmasını hedefliyor.
Antirhodos Sarayı’nda bulunan bronz mühür yüzüğün ise hem fenerin antik dönemdeki görünümüne hem de İskenderiye’nin siyasi, ticari ve toplumsal yaşamındaki yerine ilişkin araştırmalara katkı sağlaması bekleniyor.

















