1. Haberler
  2. Kültür Sanat
  3. Şehrin Panoları Projesi: Türkiye’deki Mimari Sanat Eserleri Arşivi

Şehrin Panoları Projesi: Türkiye’deki Mimari Sanat Eserleri Arşivi

Şehrin Panoları Projesi, Türkiye'deki mimari sanat eserlerini keşfetmenizi sağlayan kapsamlı bir arşiv sunuyor. Bu projeyle, şehrin kültürel mirasını ve estetik değerlerini gözler önüne seriyoruz.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şehrin Panoları Projesi

Sanat tarihçisi Nurtaç Buluç, “Şehrin Panoları” adlı kapsamlı bir veri tabanı oluşturduğunu belirterek, bu projenin temelinde seramik ve mozaik sanatına olan derin ilgisinin yattığını ifade etti. Buluç, mimarlık ve sanatın günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, “Dönemlerinin kültürel hafızasını yansıttığını düşündüğümüz yapıları belgelemeye çalıştık. Dijital arşivleme dışında, bu panoları hikayeleştirip sosyal medyada sunuyoruz.” dedi.

Aynı zamanda akademik yayınlar da gerçekleştirdiklerini anlatan Buluç, “Bu sebeple çok katmanlı bir projeye sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Amacımız, elimizde olan verileri, web sitesi üzerinden araştırmacıların merakını gidermek üzere yayınlamak ve bu eserlerin fiziksel olarak yok olsa dahi unutulmasına mani olmak.” şeklinde konuştu.

18 İlden Yaklaşık 500 Pano

“Şehrin Panoları” projesinin özellikle 1950-1990 yılları arasında Türkiye’deki 18 ilde mimari yapılar üzerinde bulunan sanat eserlerinin çevrim içi arşivi olarak oluşturulduğunu belirten Buluç, bu veri tabanının gazete arşivleri, mimarlık dergileri ve sanatseverlerin katkılarıyla şekillendiğini anlattı. “Takipçilerimiz, panoların fotoğraflarını çekip bize ulaştırarak projeye katkı sağladılar.” dedi.

Projeye başlarken profesyonel bir yaklaşım benimsemediklerini, amaçlarının mevcut verileri en temel düzeyde sunmak olduğunu ifade eden Buluç, “Örneğin, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Füreya Koral ve Sadi Rıfat Diren gibi önemli sanatçıların eserlerine odaklandık. Ancak 1950’li yıllarda yapılan eserlerden çok azı günümüze ulaşabildi, çoğu yıkıldı. 1960’lardan itibaren belgelemeye başlayabiliyoruz. 60’dan 90’lara kadar ayakta kalanları da bizzat gidip çekmeye çalışıyoruz. Şu anda sitede 18 farklı şehirden yaklaşık 500 pano bulunuyor. Bu eserlerin yaklaşık 100’ü ise ne yazık ki yok olmuş durumda.” açıklamasında bulundu.

Gelişmiş Arşiv Tasarımı

Gelişmiş Arşiv Tasarımı

Arşivin tasarımında, veri tabanındaki filtreler sayesinde araştırmacıların eserlere yapı malzemesine, konumuna veya sanatçısına göre hızlı bir şekilde ulaşabildiğini belirten Buluç, “Bu filtreleri oluştururken bir haritalama sistemi de geliştirdik. Araştırmacı, web sitesine girdiğinde Türkiye haritasına bakarak hangi il, mahalle ve semtlerde mimari sanat eserleri olduğunu görebilir. Ayrıca bir kaynakça sekmesi ekledik.” dedi.

Bu arşivi, akademik ve arşivsel veri tabanına dayandırarak oluşturduklarını vurgulayan Buluç, “Sadece bildiğimiz birkaç bilgiyle yola çıkmadık. Gazete arşivleri ve akademik yayınlar üzerinde titizlikle çalıştık.” şeklinde konuştu.

İzin Süreçleri ve Zorluklar

Projeyi yürütürken karşılaştıkları zorluklara da değinen Buluç, “Özel ve kamuya ait binalara gidip izinsiz fotoğraf çekemiyoruz. Bunun için bir izin süreci gerekiyor. Belgeleme, apartmanlarda yaşayan insanlar için de tedirgin edici bir durum. Çünkü kentsel dönüşüm sürecinde, üzerlerindeki sanat eserlerinin tescillenmesi durumunda yapının dönüşüm sürecinin daha zor olacağını düşünüyorlar.” dedi.

Ayrıca, sanat eseri olmasına rağmen bazen bu panoların yerinde bulunamadığını belirten Buluç, “Sanat eseri varsa bile bazen bir kısmı sökülüp tahrip edilmiş olabiliyor. Örneğin, İzmir’de bir otelin asansöründeki seramik panoyu belgelemek için gittiğimizde, asansör yenilendiği için pano da zarar görmüş.” açıklamasında bulundu.

1960-1970 yıllarında başlayan anonimleşme sürecinin, seri yapılaşma ve çok katlı apartmanlaşmanın bir sonucu olduğunu ifade eden Buluç, “Yaptığımız röportajlarda sanatçılar, sonradan bir sanat eseri ürettiğini düşünmeyerek imza atmadıklarını belirtiyorlar. Panoları sadece para kazandıkları bir alan olarak görüyorlardı.” dedi.

Buluç, 1933’te yürürlüğe giren 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun bu panolar için spesifik bir karar içermediğini belirterek, “Şehrin Panoları” ve takipçileri ile Kadıköy Belediye Meclisi’nin aldığı karar doğrultusunda, kentsel dönüşüm kapsamında yıkılacak binalarda yer alan süsleme öğelerinin koruma altına alındığını kaydetti.

Gelecek Hedefleri

Buluç, “Biz kamusal alandaki sanat eserlerine görünürlük kazandırmaya çalışıyoruz. Umarım çalışmamız diğer belediyelere de ilham olur.” dedi.

Hedeflerinin çağdaş Türk seramik sanat tarihiyle ilgili bir sözlü tarih arşivi oluşturmak olduğunu belirten Buluç, İzmir’de haziranda bu seramik panoları yapan ikinci kuşak sanatçılarla röportaj yaptıklarını ve projeyi daha da genişletmeyi planladıklarını ifade etti.

Panoların fotoğraflarını kendileriyle paylaşanların isimlerini sosyal medya üzerinden yayınladıklarını aktaran Buluç, projeye ilişkin olumlu geri dönüşler aldıklarını vurguladı. “Araştırmasında web sitemizi kullandığını bildiğimiz yüksek lisans ve doktora öğrencileri var. Bunlardan biri, seramik sanatçısı İlgi Adalan üzerinde bir çalışma yapıp onunla tanışmak istiyordu. Bu sayede bir araya geldik.” dedi.

Panoları görüp merak edenlerden de geri dönüş aldıklarını belirten Buluç, “Oturduğu apartmandaki panonun geçmişini bilmediğini, bunun bir sanat eseri olduğundan haberi olmadığını ve web sitesi sayesinde öğrendiğini ifade edenler de var.” diye konuştu.

0
be_enmi_
Beğenmiş
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Şehrin Panoları Projesi: Türkiye’deki Mimari Sanat Eserleri Arşivi
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Patronlar Kulübü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!