ABD’nin önde gelen çip üreticisi Intel’in yönetim koltuğuna oturan Lip-Bu Tan, teknoloji ve güvenlik çevrelerinde derin tartışmalara neden oldu. Reuters tarafından kurumsal kayıtlar üzerinden yapılan detaylı araştırmaya göre, Tan’ın Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile dolaylı bağlantısı olan en az sekiz şirkette yatırımı bulunuyor. Toplamda ise 600’den fazla Çinli teknoloji şirketinde hissesi olduğu tespit edildi.
Intel gibi stratejik bir kurumun başında bu profil tartışılıyor
Tan’ın yıllardır Silikon Vadisi’nde Çin merkezli yatırımlar yapması bilinse de, ABD Savunma Bakanlığı için kritik çipler üreten Intel’in başına getirilmesi, çıkar çatışması ve ulusal güvenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Çünkü Intel, yalnızca ticari bir dev değil; aynı zamanda ABD’nin askeri ve istihbarat altyapısı için stratejik bir merkez.
Reuters’ın incelediği verilere göre Tan, yatırımlarını Walden International adlı girişim sermayesi şirketi ve Hong Kong merkezli Sakarya Limited ile Seine Limited isimli holdingler üzerinden gerçekleştirdi. Şanghay Borsası’na göre Tan, Sakarya’nın doğrudan sahibi. Seine Limited ise Walden aracılığıyla Tan’ın kontrolünde.
Tan, aynı zamanda Çin hükümetiyle hissedar
Tan’ın Çinli teknoloji şirketlerine yaptığı yatırımlarda çoğu zaman Çin devlet kurumlarıyla ortak hissedar olduğu görülüyor. Bu durum, yalnızca ekonomik bir ilişki değil; aynı zamanda politik ve stratejik bir risk algısına da yol açıyor.
Uzmanlardan ikiye bölünen yorumlar
Teknoloji ve savunma çevrelerinde görüşler ise ikiye ayrılmış durumda. Bastille Ventures ortağı Andrew King, Tan’ın göreve uygun olmadığını belirterek şu yorumu yapıyor:
“Tan’ın geçmişi, Çin ile rekabet eden bir Amerikan şirketine liderlik etmesi için büyük bir engeldir. Özellikle Intel gibi ulusal güvenlikle doğrudan ilişkili bir kurumda görev alması, kabul edilemez.”
Ancak bazı uzmanlar, Tan’ın Çin pazarına ve teknoloji girişimlerine dair derin bilgisinin, gerileyen Intel için stratejik bir fırsat oluşturabileceğini savunuyor. Onlara göre, Çin’i tanıyan bir figürün şirketin küresel rekabet gücünü artırması mümkün.
Peki Intel’in geleceği ne olacak?
ABD, Çin ile derinleşen çip savaşlarının ortasında yerli üretimi teşvik eden milyar dolarlık teşvik paketleri açıklarken, Intel’in yeni yönetimi ABD çıkarlarıyla ne kadar uyumlu bir çizgide ilerleyecek? Tan’ın yatırımlarıyla Intel’in kurumsal çıkarları arasında bir denge kurulabilir mi?
Bu soruların cevabı yalnızca teknoloji dünyasını değil, jeopolitik güç dengesini de yakından ilgilendiriyor.

















