Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Dünya Akran Zorbalığıyla Mücadele Haftası kapsamında çocuklara yönelik şiddetin değişen yüzünü değerlendirdi. Ülküer, akran zorbalığının yalnızca bir davranış problemi değil, çocuklara yönelik şiddetin en tehlikeli ve en yaygın türlerinden biri olduğunu vurguladı.
Dünya genelindeki taahhütler yeterli değil çocuklara yönelik şiddet sürüyor
Prof. Dr. Ülküer, Kolombiya’nın başkenti Bogota’da düzenlenen Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesi Küresel Bakanlar Toplantısı’nın birinci yıl raporuna dikkat çekerek ülkelerin verdikleri sözlerin henüz tam anlamıyla hayata geçmediğini söyledi. Pek çok ülkenin fiziksel ceza konusunda güçlü yasal adımlar attığını belirten Ülküer, buna rağmen ihmal, istismar ve örselenme gibi şiddet biçimlerinin kritik bir sorun olmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Akran zorbalığı sadece fiziksel şiddetten ibaret değil
Zorbalığın kapsamının çoğu kez yanlış anlaşıldığını belirten Ülküer, bu davranışın yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını, sözel tehditler, dışlama ve dijital ortamda gerçekleştirilen zorbalığın da aynı derecede yıkıcı olduğunu vurguladı. Akran zorbalığını tanımlayan üç temel unsurun niyet, süreklilik ve güç dengesizliği olduğunu aktaran Ülküer, her üç kriterin birlikte görüldüğünde bunun artık sistematik bir şiddet davranışına dönüştüğünü söyledi.
Türkiye’de her yedi çocuktan biri zorbalık mağduru
UNICEF’in ve TÜİK’in 2024 verilerine değinen Ülküer, Türkiye’de 6-17 yaş grubundaki her 7 çocuktan birinin birden fazla kez akran zorbalığına maruz kaldığını belirtti. Özel gereksinimli çocukların riskinin çok daha yüksek olduğuna dikkat çeken Ülküer, zorbalığın sonucunda devamsızlığın arttığını, akademik başarının düştüğünü ve bazı çocukların yaşam boyu etkisini sürdüren psikolojik travmalar yaşadığını ifade etti.
Prof. Dr. Ülküer, “Zorbalık gören çocuklar ilerleyen dönemlerde şiddet uygulamaya daha eğilimli hale geliyor. Şiddetin döngüsel doğası ancak çocuklara karşı şiddeti bütünüyle önleyerek kırılabilir.” dedi.
Ebeveynlerin rolü kritik güçlü iletişim zorbalığı azaltıyor
İngiltere merkezli Anti Bullying Alliance gibi kuruluşların çalışmalarını örnek gösteren Ülküer, zorbalığı önlemede ebeveynlerin güçlendirilmesinin en etkili yol olduğunu açıkladı. Çocukların duygusal değişimlerini takip eden, açık iletişim kuran ve gerekli durumlarda okul ile iş birliği yapan ebeveynlerin zorbalığı erken aşamada fark edebildiğini söyledi.
Ebeveynler için pratik öneriler
Prof. Dr. Ülküer, ailelerin zorbalıkla mücadelede uygulayabileceği adımları şöyle sıraladı:
• Çocuğa yargılamadan, sakin bir ortamda konuşma fırsatı yaratmak • Açık uçlu sorular sorarak kendini ifade etmesini teşvik etmek • Okula gitmek istememe, eşyaların kaybolması gibi sinyalleri dikkate almak • Zorbalığa uğrayan çocuğa bunun kendi suçu olmadığını anlatmak • Tanık olan çocuğa yetişkine haber vermesi gerektiğini öğretmek • Zorbalık yapan çocuğa davranışlarının etkilerini anlamasını sağlamak • Okulla yakın iletişim kurmak ve süreci birlikte takip etmek • Empati ve saygı konusunda çocuklara rol model olmak
Okullarda zorbalık önleme sorumlusu bulunmalı
Akran zorbalığıyla mücadelenin yalnızca ailelerin değil, eğitim sisteminin de sorumluluğunda olduğunu belirten Ülküer, öğretmen eğitimlerinin bu konuyu mutlaka içermesi gerektiğini söyledi. Her okulda bir “zorbalık önleme sorumlusu” bulunmasının önemine işaret eden Ülküer, zorbalık olaylarının kayıt altına alınması ve ilgili kurumlara hızla iletilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.
Zorbalık yapan çocukların çoğu geçmişte mağdur
Prof. Dr. Ülküer, zorbalık davranışı sergileyen çocukların büyük bir bölümünün geçmişte başka türden şiddetlere maruz kaldığını belirterek bu çocukların da psikososyal destek alması gerektiğini vurguladı. “Şiddet şiddeti doğurur. Bu döngüyü kırmanın yolu, hem mağdura hem de zorbalık yapan çocuğa kapsamlı destek sunmaktan geçer.” dedi.
Akran Zorbalığını Önleme Fonu önerisi
Prof. Dr. Ülküer, çözüm önerilerini politika odaklı araştırmalardan ulusal strateji planına kadar genişleterek, farkındalığı artırmak için Akran Zorbalığını Önleme Fonu kurulmasının gerekliliğini dile getirdi. Bu fonun, kalıcı ve sürdürülebilir projeler için kaynak olacağını ifade etti.
TBMM içinde Akran Zorbalığını Önleme Komisyonu faaliyete geçti
Ülküer, TBMM bünyesinde oluşturulan Akran Zorbalığını Önleme Komisyonu’nun çalışmalarına başladığını belirterek bunun önemli bir adım olduğunu söyledi. “İyiliğin gücünü kullanalım ve akran zorbalığının önüne geçelim.” diyerek sözlerini tamamladı.














