Yaz aylarının kavurucu sıcaklarıyla birlikte Türkiye’de kene tehlikesi yeniden gündemde. Sivas’ta can kaybı 8’e yükselirken, Tokat’ta bir bebek kene ısırığı nedeniyle hayatını kaybetti. Üstelik tehlike sadece kırsalda değil; İstanbul’da da 7 binin üzerinde vaka kaydedildi.
Korkutan bir gelişme ise Türkiye’de ilk kez tespit edilen Haemaphysalis longicornis adlı Uzak Doğu kökenli kene türü oldu. Bu türün 30’dan fazla hastalık taşıdığı ve artık ülkemize tamamen yerleştiği belirtiliyor.
Keneler sadece köylerde değil şehir merkezlerinde de görülebiliyor
Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, kene riskinin sadece kırsalda değil, şehirlerde de ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı. Anadolu’dan İstanbul’a getirilen küçükbaş hayvanlar nedeniyle kentlerde de kene popülasyonu artabiliyor. Bu yıl havaların geç ısınması, kenelerin doğada ani ve toplu şekilde ortaya çıkmasına neden oldu.
Türkiye’de en tehlikeli kene türü hangisi?
Dünya genelinde yaklaşık 850 kene türü bulunurken, Türkiye’de bu sayı yeni keşifle birlikte 56’ya çıktı. En tehlikeli türlerden biri olan Ixodes ricinus, hem Lyme hastalığına hem de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne yol açabiliyor. Uzmanlar, bu türle temasın ağır sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.
Kokuya duyarlı keneler insanı fark etmeden ısırıyor
Keneler genellikle ot ve çalılardan geçerken vücuda tutunuyor. Göktürk, “Keneler ter, idrar ve hatta bazı parfüm kokularına duyarlıdır. Bu nedenle kokuya dikkat etmek çok önemli” diyor. Kene ısırığı sırasında salgılanan tükürük sayesinde ağrı hissi oluşmuyor; bu yüzden kene günlerce fark edilmeden vücutta kalabiliyor.
Kene ısırığından nasıl korunmalı?
Doğa gezilerinden sonra tüm vücut detaylıca kontrol edilmeli.
Açık renkli, uzun giysiler tercih edilmeli; pantolon paçaları çorap içine sokulmalı.
Kimyasal içermeyen doğal kene kovucular (kekik, nane, karanfil yağı) kullanılmalı.
Parfüm ve kokulu kolonya gibi ürünlerden uzak durulmalı.
Kene fark edilirse panik yapmadan en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Türkiye’de yeni kene türünün yerleşmesiyle birlikte risk her zamankinden daha yüksek. Sizce şehir yaşamı bu kadar yoğunken doğal tehditleri yeterince ciddiye alıyor muyuz?












