İstanbul Büyükçekmece açıklarında dün gece meydana gelen 4.0 büyüklüğündeki deprem, şehirde kısa süreli panik yarattı. AFAD, depremin merkez üssünü Marmara Denizi açıkları olarak açıklarken, Kandilli Rasathanesi ise büyüklüğü 4.2 olarak duyurdu.
Sarsıntının ardından gözler bir kez daha deprem uzmanlarının açıklamalarına çevrildi. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ve Prof. Dr. Naci Görür, yaşanan depremin anlamı konusunda birbirinden farklı değerlendirmelerde bulundu.
Üşümezsoy: “Bu sadece bir artçı, endişe etmeye gerek yok”
Kanal D ekranlarında konuşan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, depremin 23 Nisan’da meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin artçısı olduğunu savundu:
“Fay kırıldığı zaman uç noktalarında kalan son enerjiler bu tür küçük sarsıntılarla boşalır. Bu çok olağan ve düzgün devam eden bir süreç. Tehlike arz etmiyor.”
Üşümezsoy, bölgede ikinci bir fay olmadığını ve daha büyük bir deprem beklenmemesi gerektiğini öne sürerek, şu ifadeleri kullandı:
“Bu son deprem gösterdi ki, ikinci bir fay hattı yok. Fay olsaydı, Silivri ile Avcılar arasında artçılar oluşurdu. Olmadı.”
Ayrıca Prof. Dr. Üşümezsoy, uzun süredir dile getirilen “7 büyüklüğünde deprem senaryolarının” da şimdiye kadar gerçekleşmediğini vurgulayarak Prof. Dr. Naci Görür’ün öngörülerine yönelik eleştiride bulundu.
Naci Görür: “Kumburgaz Fayı üzerinde stres birikimi sürüyor”
Depremin ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Prof. Dr. Naci Görür ise farklı bir bakış açısı sundu:
“Silivri–Büyükçekmece arasında 4,2 büyüklüğünde bir deprem oldu. Bu kırılması muhtemel Kumburgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. 23 Nisan’dan beri bu bölgede stres alanı değişimleri sürüyor.”
Görür, bu tip depremlerin Marmara’daki aktif fayların dikkatle izlenmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
İstanbul’da beklenen büyük deprem tartışmaları yeniden alevlendi
Yaşanan 4 büyüklüğündeki sarsıntı, Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük deprem konusunu bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanların farklı yorumları kamuoyunda kafa karışıklığına neden olurken, vatandaşlar hem bilimsel verilerle hem de resmi kurumların açıklamalarıyla doğru bilgiye ulaşmaya çalışıyor.














