Market raflarında gördüğümüz cipsler, krakerler, kahvaltılık gevrekler, gazlı içecekler, hazır çorbalar, işlenmiş et ürünleri ve “light” etiketiyle sunulan birçok paketli ürün; içerdikleri katkı maddeleri ve üretim süreçleri nedeniyle hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Uzmanlara göre mesele yalnızca erişim değil; nasıl ve neyi tükettiğimiz. Modern yaşamın hızına uyum sağlayan hazır gıdalar, besleyicilikten uzaklaşıp endüstriyel formüllere dönüşürken, sağlık üzerindeki etkileri de giderek daha fazla tartışılıyor.
NOVA Sistemine Göre Gıdalar Nasıl Sınıflanıyor?
Uluslararası alanda kabul gören NOVA Gıda Sınıflandırma Sistemi, gıdaları işlenme düzeyine göre dört gruba ayırıyor:
İşlenmemiş veya Az İşlenmiş Gıdalar:
Taze meyve ve sebzeler, yumurta, süt, et, balık, kuru baklagiller, doğal kuruyemişler.İşlenmiş Mutfak Bileşenleri:
Zeytinyağı, tereyağı, şeker, tuz, un gibi yemek hazırlamada kullanılan ürünler.İşlenmiş Gıdalar:
Peynir, konserve sebze, turşu, taze ekmek, zeytin, ev yapımı reçel gibi basit işlemlerden geçmiş ürünler.Ultra İşlenmiş Gıdalar:
Endüstriyel süreçlerle üretilen, çok sayıda katkı maddesi içeren atıştırmalıklar, gazlı içecekler, hazır yemekler, şekerli gevrekler ve işlenmiş et ürünleri.
ABD ve Birleşik Krallık’ta günlük kalorinin yüzde 50’sinden fazlası ultra işlenmiş gıdalardan sağlanırken, Akdeniz ülkelerinde bu oran yüzde 20’nin altına düşebiliyor. Türkiye ise geleneksel mutfak kültürü ve taze ürüne erişim avantajıyla hâlâ görece şanslı ülkeler arasında gösteriliyor. Ancak paketli ürünlerin kolay ulaşılabilirliği özellikle çocuklar ve gençler için risk oluşturuyor.
Neden Tehlikeli?
Ultra işlenmiş gıdalar; emülgatörler, stabilizatörler, tatlandırıcılar, renklendiriciler ve aroma vericiler gibi çok sayıda katkı maddesi içeriyor. Ekstrüzyon ve hidrojenasyon gibi yüksek ısı ve basınç içeren işlemler, gıdaların yapısını değiştiriyor.
Araştırmalar, ekstrüzyon sürecinde oluşabilen akrilamidin nörotoksisite, kanser ve metabolik hastalıklarla ilişkili olabileceğini gösteriyor. British Medical Journal’da yayımlanan ve milyonlarca kişinin verilerine dayanan çalışmalarda ultra işlenmiş gıdaların:
Kardiyovasküler hastalık riskini artırdığı
Obezite ve tip 2 diyabetle ilişkili olduğu
Uyku problemleri, anksiyete ve depresyon riskini yükseltebildiği
belirtiliyor.
Bağırsak-beyin ekseni üzerindeki etkileri nedeniyle bu ürünlerin bilişsel performansı ve ruh sağlığını da olumsuz etkileyebileceğine dair bulgular mevcut.
“Ultra İşlenmiş İnsanlar” Uyarısı
Chris van Tulleken, ultra işlenmiş gıdaların beyin ödül sistemini tetiklediğini ve alışkanlık yapıcı özellik taşıdığını vurguluyor. Tulleken’e göre obezite ile yoksulluk arasındaki bağın arkasında da büyük ölçüde bu ürünlerin yoğun tüketimi bulunuyor.
Bu durum, ultra işlenmiş gıdaların yalnızca bireysel değil; sosyoekonomik bir halk sağlığı sorunu olduğuna işaret ediyor.
Her Zaman Bir Alternatif Var
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, endüstriyel yöntemlerle üretilen ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmanın koruyucu sağlık açısından önemine dikkat çekiyor.
Türkiye’nin bereketli coğrafyasında mevsiminde yetişen meyve, sebze, tahıl ve bakliyatlara erişim hâlâ mümkün. Evde yoğurt yapmak, ekmek pişirmek, salça, tarhana, turşu hazırlamak gibi geleneksel yöntemler hem sağlıklı hem de sürdürülebilir bir alternatif sunuyor.
Derneğin ekolojik ve adil üretim-tüketim sistemlerine yönelik yayınlarına açık kaynak olarak erişilebiliyor.
Hipokrat’ın 2500 yıl önce söylediği söz ise bugün hâlâ geçerliliğini koruyor:
“Gıdanız şifanız, şifanız gıdanız olsun.”















