Türkiye’nin hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı 2026 yılının ocak-eylül döneminde 12,4 milyar dolar olarak gerçekleşirken sektörde yaklaşık yüzde 2,5’lik gerileme yaşandı. Tekstil ve ham maddeleri ihracatı ise aynı dönemde 7,2 milyar dolara ulaştı. Sektörün küresel rekabet gücünü yeniden artırma arayışı, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneğinin (TGSD) düzenlediği 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı’nın ana gündemini oluşturdu.
Bu yıl kuruluşunun 50. yılını kutlayan TGSD tarafından “Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye” temasıyla düzenlenen konferans, kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirdi.
Etkinliğin açılışına Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, TGSD Müşterek Başkanları Ümit Özüren ve Toygar Narbay ile sektör temsilcileri ve uluslararası şirketlerin yetkilileri katıldı.
Türkiye’nin Tekstil ve Hazır Giyim İhracatı 30,86 Milyar Dolara Ulaştı
Konferansın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektörlerindeki küresel konumuna ilişkin verileri paylaştı.
Kılıçkaya’nın verdiği bilgilere göre Türkiye, 2025 yılında tekstil ve hazır giyim sektörlerinde toplam 30,86 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Bu performansla Türkiye, dünya tekstil ve konfeksiyon toplam ihracatında yedinci sırada yer aldı. Tekstil ihracatında altıncı, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında ise sekizinci sırada konumlandı.
2026 yılının ilk dokuz ayında Türkiye’nin toplam mal ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,2 artarak 211 milyar dolara ulaştı.
Ancak hazır giyim sektörünün genel ihracat artışından ayrışarak gerileme kaydetmesi, rekabet koşullarına yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Hazır Giyim Sektöründe Rekabet Gücü Uyarısı
Mehmet Ali Kılıçkaya, hazır giyim ihracatındaki yaklaşık yüzde 2,5’lik düşüşün sektörün karşı karşıya bulunduğu güçlükleri ortaya koyduğunu belirtti.
Kılıçkaya, Türkiye’nin küresel pazarlardaki konumunu koruyabilmesi için tasarım, teknoloji, markalaşma ve sürdürülebilirliğe daha fazla yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.
“Hazır giyim sektörümüz, sahip olduğu üretim tecrübesi ve tasarım birikimiyle bu hedefe önemli katkı sağlayacak durumdadır.”
Ticaret Bakanlığının ihracat politikalarının yalnızca üretim kapasitesini artırmaya değil, Türk markalarının uluslararası pazarlarda daha yüksek katma değer oluşturmasına da odaklandığını ifade eden Kılıçkaya, firmaların kurumsal yetkinliklerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
Türk Tekstil ve Hazır Giyim Firmaları 167 Ülkede Faaliyet Gösteriyor
Kılıçkaya, Türk tekstil ve hazır giyim firmalarının dünya genelinde 167 ülkede tanıtım ve pazarlama faaliyetleri yürüttüğünü açıkladı.
Firmaların uluslararası dağıtım kanalları aracılığıyla Türk ürünlerini küresel pazarlara sunduğunu belirten Kılıçkaya, Ticaret Bakanlığının ihracatın farklı aşamalarına yönelik desteklerini sürdürdüğünü söyledi.
“İhracata hazırlık aşamasından yurt dışı dağıtım kanalları oluşturmaya, e-ihracattan sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüme kadar ihracatın her adımına, her aşamasına destek veriyoruz.”
Türkiye’de markalaşma denildiğinde ilk akla gelen sektörlerden birinin hazır giyim olduğunu ifade eden Kılıçkaya, Türk şirketlerinden küresel markalar çıkarılmasını hedefleyen Turquality programının bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini belirtti.
Ümit Özüren Türkiye Markası İçin Ortak Strateji Çağrısı Yaptı
TGSD Müşterek Başkanı Ümit Özüren, konferansta yaptığı konuşmada Türk hazır giyim sektörünün uluslararası pazarlardaki algısının yalnızca üretim kapasitesiyle sınırlı olmadığını vurguladı.
Türkiye’de üretilen giysilerin tasarım ve kalite özellikleriyle ülkenin uluslararası itibarına katkı sağladığını belirten Özüren, “Made in Türkiye” algısının farklı sektörlerin ortak çabasıyla güçlendirilebileceğini ifade etti.
“Bir şefimizin, bilim insanımızın, sporcumuzun, sanatçımızın, tasarımcımızın başarısı hepimiz için yeni bir kapı açabilir. Türkiye’nin dünyadaki itibarını birlikte büyütebiliriz.”
Özüren, iş dünyası, akademi, kamu kurumları ve sivil toplumun ortak bir strateji geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin Avrupa pazarına yakınlığı, güçlü lojistik bağlantıları ve esnek üretim kabiliyetinin sektör için önemli avantajlar sunduğunu belirten Özüren, bu yetkinliklerin uzun yıllara dayanan yatırımlar, yetişmiş insan kaynağı ve uluslararası iş ortaklıkları sayesinde oluştuğunu kaydetti.
Üniversite ve Sanayi İş Birliği Rekabet Gücünü Belirleyecek
Ümit Özüren, Türkiye’nin hazır giyim sektöründe daha yüksek katma değer elde edebilmesi için araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin üretim süreçleriyle daha güçlü biçimde ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtti.
Yeni malzemelerin geliştirilmesi, tasarımların ticarileştirilmesi ve teknolojik yeniliklerin üretime aktarılması için farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasının önemine değindi.
“Üniversitelerimizin araştırma gücüyle işletmelerimizin deneyimini daha sık buluşturmalıyız. Çünkü bilgiyi üretime taşıma hızımız, rekabet gücümüzü belirleyecek.”
Özüren, Türkiye’de geliştirilen tasarımların, teknolojilerin ve markaların sayısının artırılmasının yanı sıra ortaya çıkan ekonomik değerden Türk firmalarının aldığı payın da büyütülmesi gerektiğini ifade etti.
Yapay Zekâ, Yeşil Mutabakat ve Yeni Ticaret Koridorları Masada
19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı kapsamında düzenlenecek panellerde sektörün geleceğini etkileyen ekonomik, teknolojik ve çevresel gelişmeler değerlendirilecek.
Konferansın gündeminde dünya ekonomisinde ve ticaretinde değişen dengeler, Türkiye’nin küresel rekabet gücü, Avrupa Yeşil Mutabakatı, sürdürülebilir iş modelleri, yapay zekâ ve dijitalleşme bulunuyor.
Ayrıca değişen tüketici davranışları, yeni ticaret koridorları ve yeni nesil marka yapılanmaları da sektör temsilcilerinin tartışacağı başlıklar arasında yer alıyor.
Etkinlikte “Türkiye Markası”nın uluslararası ölçekte daha güçlü bir değere dönüştürülmesi ve hazır giyim sektörünün geleceğine yönelik politika önerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Konferans, ikinci gün düzenlenecek B2B Network Görüşmeleri’nin ardından sona erecek.

















